Maceraya 5 kala…

Evet sonunda bitti, aslında bir bakıma da her şey asıl şimdi başlıyor. İnsanın yaklaşık 1.5 yıl boyunca beklediği günlerin gelmesi, bir yandan heyecan diğer bir yandan ise bu kez son olduğunu bilmekten dolayı ufak bir burukluk bırakmıyor değil insanın kalbinde.Bu günlere sanki hiç ulaşamayacağız gibi geliyordu , onca tartışma , stres ve alınterinden sonra , artık neleri yapabileceğimizi gösterme vakti geldi.

Endişem yok , kendimden ve tüm arkadaşlarımdan eminim , ancak sanırım bu duygunun adı adrenalin , bir an önce başlamasını arzuluyorum ve hiç bitmesin istiyorum. 2009 yılındaki anılarım kıpırdanmaya başladı iyiden , o zaman yarıştan dönerken geri geleceğim kesin olmasada tam tadını alamamıştım bu challenge’ın ve geri gelmeyi ve başlattığımız işi bitirmeyi , hani deselerdi ki bir hakkınız daha var baştan yarışın yapabilecek durumdaydım. Özellikle o kupa töreninden sonra başkalarının o kupayı alıp gitmesi boğazımda kocaman bir düğüm oluşmasına neden olmuştu . Derdim kupa değildi , yapabileceklerimizi tam olarak göstermemiş olmanın verdiği sinir bozukluğu idi belki de. O kadar şanslı bir insanmışım ki , mükemmel insanlarla mükemmel bir araç yapıp mükemmel bir macera yaşamıştım . Sonuçlar her ne kadar bizi tatmin etmediyse hayatımın sonuna dek unutmayacağım bir bir ay geçirmiştim.

O mükemmel insanların çoğu bu sefer bizimle değil , ancak bu seferde aynı mükemmelliğe sahip yaklaşık 40 kişiyle yine mükemmel bir iş çıkarttık. Gecelerimiz , haftalarımız uykusuz ve sosyal hayattan uzak birer makine gibi yaşamamıza neden oldu , etrafımızdakiler yine bize inanmadı , hatta hala ne gerek var diyenler var , ama biz yine başardık . Yine elimizden gelenin daha da fazlasını yapmaya çalıştık ve yaptık , 1,5 yıl boyunca tek bir hedefe kilitlenerek tek parça halinde hareket edebildik.Çözülmesi imkansız problemleri sadece birbirine güvenen ve ilham veren yaklaşık 40 kişi ile çözdük.

Ve bu pazar günü o mükemmel insanlardan 16 tanesi bu kez tekrar bilgisine , tecrübesine , alınterine ve kendi ruhuna güvenerek bir mücadeleye gidiyor . Geride kalıp bizi uğurlayan arkadaşlarımızın da manevi gücüyle , sanki bir orduyla gidiyormuşuz gibi hissediyorum kendimi .

Benim için bu aslında bir son olacak , bu da içimde garip duygulara sebebiyet veriyor. Sanki hayatımın sonuna kadar bitmeyecekmiş gibi geliyordu . Daraldığım anlarda artık bitsin dedim hep , ama bitecek olması sanki beni daha çok daraltacak .

Eminim yine hayatımın sonuna dek anlatmakdan usanmayacağım güzel güneşli :) ama bir o kadar da zor günler beni-bizi bekliyor.Ancak 40 kişinin gücünü vücudunda hissetmek bu zorlukların hepsinin üstesinden gelebileceğimizi fazlasıyla hissettiriyor.

Allah yardımcımız olsun. Dualarınızı eksik etmeyin..

13.09.2011 22:20

Ekran kartı fırınlama

Kasım ayı itibari ile 4 yaşını dolduracak olan Acer 5720G laptopum ve doğuştan sorunlu Nvdia GeForce 8400M GS ekran kartım hayatıma bir farklı bakış açısı daha katmama sebebiyet verdi .

Ekran kartı üzerindeki BGA chip’inin altındaki lehimlerin sürekli ısınıp soğumadan , daha doğrusu fazla ısınmadan ve bilgisayar kapatıldığında soğumadan dolayı soğuk lehim olması sebebiyle ekranımda yatay dikey kafasına göre çizgiler çıkıyordu , pek aldırış etmeden yaklaşık 5 ay boyunca sadece ayda bir termal macun yenileyerek bugünlere kadar gelmiş idik.

Geçtiğimiz günlerde Balıkesir’deki evimizin günde 24 saat güneş görmesi sebebiyle nominal sıcaklığın 40 C derece civarında seyrettiği odada , aniden mavi ekran hatası almaya başladım. Korkulan sonunda olmuştu , bilgisayarı güvenli modda bile açtığımda çizgileri görüyordum :)

Vah tüh gitti makina derken yabancu bir forum sitesinde ki bu hardforum.com dur , ekran kartı fırınlama ile ilgili bir yazı gördüm. Daha sonrasında bu olayı Türkçe olarakda googlelayınca Donanım Haber Forumlarında benzer konularla karşılaştım.

Yapılacak olay belli idi .

200 C derecede ısıtılmış fırına bir alimunyum folyo üzerine koymuş olduğumuz ekran kartımızı sürüyoruz ve 7-8 dakika pişirdikten sonra fırının ağzını açık bırakarak 15 dakika kadar soğumaya bırakıyoruz. Kartı elimizde aldığımızda tüm lehimlerin parladığını görüyoruz.

200 C sıcaklık mantıken kart üzerindeki IC ler için tehlikeli olabilir ama garantisi bitmiş bir laptopa ve ekran kartına sahip olan bir kişi olarak , bu riski göze alabildim ve şuanda ekran kartım oturduğum odanın 40 C olmasından sanırım 70 C civarında seyretsede , yeni bir laptop alma işini en azından Australian Outback macerasından sonraya erteleyebildim gibi duruyor.

Taşındım :)

2008 aralık ayında php programlamaya ilgi duyup azıcık karıştırmışlıkdan sonra 000webhost üzerinde başlatmış olduğum blogumu yaklaşık 1,5 yıldır daha güvenli silinmeyeceğinden emin olabileceğim bir yere taşımayı düşünüyordum.Paralı host almayı vb. düşündüm ama sanırım artık elektronikçi olmaya başladım ve web yazılım dünyası hiç ilgimi çekmiyor , açıkcası vaktim de yok öncelik sıramda da en sonlarda . Bu sebepler yüzünden beni hiç uğraştırmayacak hazır bir yere geçmem gerekli idi. WordPress.com uzantılı yeni alan adımla buradan devam edeceğim bundan sonra.

Son 1 yıldır doğru düzgün hiçbirşey yazamadım buraya hatta bu blogu aktarma işlemini bile bu güne dek ertelemiş oldum bir şekilde..

Bir gün olurda adventure seviyesi yüksek yaşarsam diye başlattığım bu web günlüğü önümüzdeki bir yıl uluslarası maceralarımı paylaşmamı sağlayacak bir yer olacak sanıyorum ki. :)

Beni okuyan dostlara selamlar..

14.08.2011  01:18

Sakarya- User Tech Engineering

 

200 saat…

Son 200 saat , bu 200 saat içerisinde ,

2 adet vizeye çalışıp sınavına girmek ,

bir adet güneş arabasını 20 kişilik bir ekiple bitirip basın lansmanına yetiştirmek durumundayım.

Sabır diliyorum ve dua ediyorum….

Devreler yanmasın , kapasitorler patlamasın…

Pazar günü gelmiş yine , bir haftadır vize işkencesi çekiyoruz , nalet olası bölümümü seviyorum ama gerçekten nalet olsun böyle bölüme :)

..çok fazla şeyler öğrendiğimi hissediyorum ama beynimde aynı bozulmak üzere olan ekran kartım gibi aşırı şekilde ısınmış durumda ..

Bazen diyorum keşke normal bir öğrenci olsa idik , acaba neler kazanırdık diye , şuanki durumumdan daha iyi olurdu gibime geliyor , kafam karışık vize notlarım yamuk , Allah sonumuzu hayretsin..

Tek isteğim yapacak bir şey bulamayıp canımın sıkılması saatlerce duvarlara bakmak , boş boş bakabilmek o duvarlara , sorun düşünmeden problem düşünmeden ertesi günü planlamadan yaşayabilmek …

Kendin olmak…

Uzun zamandır çevremdeki kişileri bu konuda gözlemliyorum . Kim kendisi gibi yaşıyor ,kim başkalarına ait hayatları yaşıyor diye bakıyorum. Ne yazık ki görüyorum ki etrafımdaki kişilerin %70 gibi büyük bir çoğunluğu başkalarına ait hayatları yaşamaya çalışıyorlar. Sürü halinde hareket ediyorlar , hemen hemen herkes birbirinin neyi nasıl yaptığını öğrenip onları taklit etmeye çalışıyor , yani çoğu kişinin kendisine ait bir fikri bir yöntemi  , bir hayat planı yok.

Bilmem kim üniversite iken şu konuda çalışmış bilmem nerede şu kadar maaşla işe girmiş , bende onun gibi yapayım , deyip o kişinin aynısı bir hayata bürünmeye çalışıyor. Birilerinin hayatlarından dersler çıkarmak yöntemler öğrenmek elbette iyi , ama benim bahsettiğim şey amaçları idealleri kopyalanmış insanlar. Etrafınıza bakın bunlardan çok fazla olduğunu göreceksiniz.

Aynı şeyleri öss hazırlık döneminde bende yaptım ve kendime ait yöntemler ve kendime ait bir hayat olmadığını anlamam çok uzun sürmedi . Basit bir örnek verecek olursam , şu kişi şu yöntemle ders çalışıyor bende onun gibi yapayım bende onun kadar başarılı olurum . Yok öyle bir dünya , herkesin kendine göre bir yöntemi, taktiği olmalı . Bunu mesleki gelişim anlamında da algılayabilirsiniz. Kimse kimseyi taklit etmemeli , ama dediğim gibi %70 çevrem bu tarz kişiler ile sarılı.

Genelde insanlar anlık heveslere kapılıp bazı işlere kalkışırlar ve sonunda başarısız olurlar ve beyinlerinin negatif hanesine bir çentik daha atarlar. Başarılı birisini yaptığı şeyleri falan okurlar , onu idol olarak seçip o kişinin aynısı olmaya çalışırlar , ya kısa süre sonra aldıkları gaz sona erer ve bi anda kavuştukları o idealden yeni bir anda vazgeçerler , ya da işin göründüğü kadar da hoş olmadığını daha doğrusu dışa gözüken pırıltılı halinin altında çok ama çok çalışmak olduğunu anlayıp işin altından kalkamazlar ve vazgeçerler..

Sanırım , Türk eğitim sisteminin en büyük eksiği budur. O kadar matematik fizik vb. öğretilmeden önce öğrencilere kendin olmayı , kendi hayatını kurgulamayı öğretmek gerek. Aksi durum , yani şu anda yaşadığımız durumda , birbirinin kopyası , hiç bir farklılığı olmayan insanlarla karşılaşıyoruz.

Kendin olmanın  , kendi düşündüğün gibi yaşamaya çalışmanın çok büyük bir eksisi var. Herkesin gittiği yolun tersine gittiğinizden dolayı sürekli eleştiri alırsınız , belki size acıyan gözlerle bakarlar , boşa çabalıyor ,hayal dünyasında yaşıyor derler ama bunlara aldırmayıp devam edebildiğiniz anda yapmaya başladıklarınızın , başarmaya başladığınız şeylerin farkına varırsınız ve iyi ki bu sürünün içindeki delibaş koyun ben olmuşum demeye başlarsınız. Zor bir yoldur bu, meyvelerini hemen pat diye vermez ama meyvelerin olgunlaşmaya başladığını görmek de Dünya’da kişinin kendisi ile ilgili hissettiği en büyük haz olsa gerek. Kimse bilmez , bilmesine gerekde yoktur , çünkü bu senin hayatındır ve kendi amaçların uğruna çabalamışsındır ve yavaş yavaş hedefe yaklaştığını hissetmektesindir.O hedefe ulaştığın anda ise sende o hayatı hayranlıkla okunan ve %70 copy paste hayatlar yaşayan kişiler tarafından taklit edilmeye çalışılacak birisi olacaksındır.

“Hiç hayalle gerçeği birbirine karıştırdığınız oldu mu ? “

Devam…..

Bahar yarıyılı da yine müthiş bir yoğunluk ile start aldı , akademik hayatta okunması en zor bölümlerden birisi olan bölümümün bezdirici yoğunluğu daha ilk haftadan kendini hissettirmeye başladı..

Bunun yanı sıra minik kelebek SAGUAR 2 ‘ninde çalışmaları yoğun bir şekilde hayatımı doldurmaya başlayınca robotlaşmış bir hayata devam ettiğimi hissettim. Akademik hayat olmazsa olmaz onun için sakarya’dayız , saguar bir tutku asla vazgeçilemez , bir de bunun üstüne gerçek bir mühendis olabilmek için verilen uğraşlar eklenince günün 24 saati insana kısa gelmeye başlıyor..Günler 36 saat olsa ancak kurtarırım gibime geliyor..

Birde bunlarıın üstüne bir kaç sınıf arkadaşımında gaza getirmesiyle bir şekilde sonunu düşünen kahraman olamaz düşüncesiyle PLC Programlama kursuna da başlamaya karar vermiş olduk.

İnsan ne kadar çok şeyle ilgilenirse o kadar çok vakti olur der hep yoğun insanlar , umarım bende bu dönem o insanların yaşam tarzına bir miktar olsun yaklaşabilirim..

Sağlıcakla..

MATLAB why?

For the last 10 days , I have been working on MATLAB in order to write some codes for modelling a problem which is exist for a long time .(This is a secret project :) so I could not explain what I am gonna do with that software :) ,i can only say it is just solar car related thing) .

After spending so many hours with MATLAB , I started to search for the funny sides of MATLAB..

1-First of them is the very famous “why” command .. When you type “why” on command window it returns sentences just like below

>> why

For the love of a bald and terrified mathematician.

2-Second is

>>spy

type this on command window , hit enter and see what is going on : )

3-And the other one is about reshape command errors ..This is not working on MATLAB 7.0 and further versions but older versions have this funny errors..

» reshape(randn(18,19),-1,10)
??? Error using ==> reshape
Don’t do this again!.

» reshape(randn(18,19),-1,10)
??? Error using ==> reshape
Cleve says you should be doing something more useful.

» reshape(randn(18,19),-1,10)
??? Error using ==> reshape
Seriously, size argument cannot be negative.

4-When you  type “life” in the command promt. Conway`s Game of Life presented by the british mathematician John Horten Conway will activate.

5- >>toilet

Toilet simulation :)

For more funny aspects ,visit  http://www.eeggs.com/tree/422.html

1994 San Marino GP

Formula 1 , hemen hemen Dünya üzerindeki yaşayan her kişi için heyecan verici bir organizasyon 50 yılı aşkın süredir otomotiv endüstrisinin devlerinin gözde gösterisi yaptığı bir platform. Kimileri için bir spor kimileri için delilik , kimileri içinse eğlence.

Aslında bizim gibi mühendis adayları için Dünya üzerindeki en büyük mühendislik yarışlarından birisi.Eminim ki , mühendislik fakültesine gerçek anlamda mühendis olmak için girmiş hiç kimse eline fırsat verilse herhangi bir F1 ekibinde çalışma fırsatını hiç bir şart altında kaçırmaz.

Birkaç sayısını denemek için aldığım F1 Racing dergisinden sonra yoğun olarak unuttuğum F1 tarihini çocukken izlediğim yarışları araştırmaya başladım. Bu yazıda konu alınan yarış henüz ben 5 yaşında iken olmuş ama bir şekilde hatırlıyor gibiyim nedense.1994 San Marino GPsi , Formula 1 tarihinin en kara haftasonu olarakda adlandırılıyor. bir hafta sonunda sıralama turlarında Roland Ratzenberger , yarışta ise Schumacher’dan önceki en büyük F1 efsanesi Ayrton Senna hayatını kaybediyor.F1 için bir milat sayılabilecek bu yarıştan sonra güvenlik kuralları bugünkü haline geliyor.  Ayrton Senna ve Schumacher’ın neden F1 seyircisi tarafından her zaman saygıyla anıldığını anlamak içinse ,Senna’nın 92 de Spa’da  Eric Comas’ın kaza yapması üzerine yaptığı müdahale ve Schumacher’ın Senna ile ilgili yapılan konuşmalardaki ifadeleri dikkatle incelenmeli.

Senna ve Schumacher , kim şampiyon olursa olsun sonsuza dek F1 var oldukça her zaman saygıyla anılmaya devam edecektir…

Aytron Senna 1992 Spa -Eric Comas Crash

Roland Ratzenberger 1994 San Marino Qualifiyng Crash Death

Aytron Senna Death 1994 San Marino GP

San Marino 1994 Imola Podium After Ayrton Senna’s death

Schumacher cries after equals Ayrton Senna’s number of victories

http://en.wikipedia.org/wiki/Ayrton_Senna

http://en.wikipedia.org/wiki/Roland_Ratzenberger

http://en.wikipedia.org/wiki/Michael_Schumacher

http://en.wikipedia.org/wiki/1994_San_Marino_Grand_Prix

What is HOT DOG :))

NO COMMENT :) :)

HOT DOG

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.